25 Ağustos 2012 Cumartesi

YALAN BİR KURŞUNUN GERÇEK SERGÜZEŞTİ


YALAN BİR KURŞUNUN GERÇEK SERGÜZEŞTİ

 

 

 

Tetikçi namertti…
Tetiği çektiren de öyle.
Hedefte ki mertti…
Namludaki kurşun da öyle.

Hedefteki sessizdi,
Sırtından vurulacağını bilmezdi.
Sevmemesi söylenmişti…
Sevdi.

Tetikçi gergindi,
Tetik hep böyle sert değildi.
Tetik çekilmeliydi…
Çekti.

Kurşun tedirgindi,
Ama kanun böyleydi.
Tetik düşer, kurşun giderdi…
Gitti.

Hedefteki farkına vardı;
Silah onun için patladı.
Belki kurtulacak zaman vardı,
Mertliğine sığdıramadı…
Geriye bakmadı.

Kurşun ne hedefe vardı
Ne de hedeften kaydı.
Hedefe birkaç adım vardı,
Hedefi vurmaktan caydı…
Yerinde saydı.

Tetikçi şaşırdı, bakakaldı.
Böyle şey olamazdı.
Korktu, cesareti kalmadı,
Fırlattı silahı attı…
Kaçtı.

Gecenin karanlığında,
Bir takiptir başladı.
Gecenin karanlığında,
Yalnız iki ışık vardı;
Biri adamın alnında…
Biri kurşunun alnında.

Hedef adam mertti…
Ardındaki kurşunda öyle.
Takip devam etti;
Adam önde…
Kurşun peşinde.

Hedef adam mertti;
Ardına bakmaz, geriye dönmezdi…
Kurşunun saplanmasını bekledi.
Takipteki kurşun mertti;
Sırttan vurmasını bilmezdi…
Hedefin dönmesini bekledi.

Amansız bir takipti;
Hedefteki ne durdu, ne de seğirtti…
Amansız bir takipti;
Kurşun ne hızlandı, ne de bekledi…
Amansız bir takipti;
Kurşun gitti, hedefin gittiği yerlerden…
Amansız bir takipti;
Kurşun döndü, adamın döndüğü köşelerden.

Neden sonra adam karar verdi;
Şimdi mertlik bu değildi.
Yüzünü kurşuna çevirdi…
Kurşunun saplanmasını bekledi.

Kurşun zaten bilmekteydi;
Adam geriye dönecekti.
Takip boyunca dua etti:
“Keşke adam dönmeseydi.”

İşte şimdi;
İki mert karşı karşıyaydı…
İşte şimdi;
İki ışık bakışmaktaydı.

Adam şöyle bir haykırsa…
Belki de kurşun dağılıp, parçalanacaktı.
Adam şöyle bir baksa…
Belki de kurşun eriyip, damlayacaktı.

Kurşun Allah'a yalvardı…
Terledi ağladı;
Keşke adam haykırsaydı…
Keşke adam mertçe baksaydı.

Ama adam öyle yapmadı,
Ağzını yumdu, gözünü kapadı.
Yüzünde tebessüm vardı;
Korkmadı…
Korkmazdı.

Gecenin karanlığında,
Bir bekleyiştir başladı…
Gecenin karanlığında,
Yalnız iki ışık vardı;
Biri adamın alnında…
Biri kurşunun alnında.


Önce ışıklar birbirinin ardındaydı,
Şimdi ise birbirine bakmaktaydı.
Oysa ne adam kurşuna baktı…
Ne de kurşun adama baktı.

Hep böyle kalınmazdı…
Bir şeyler olmalıydı;
Ya zaman durmalıydı…
Ya şimşekler çakmalıydı.

Ne zaman durdu…
Ne şimşekler çaktı.
Kurşun usulca adama vardı;
Güldü,
Adamı alnından öptü…
Usulca yere düştü.
Kurşun toprağa gömüldü…
Kurşun yokluğa gömüldü.
Işıklarsa birbirine sarıldı.
Adamın alnında şimdi iki ışık vardı
Ve ışıklar hep adamın alnında kaldı.

Tetikçi namertti…
Tetiği çektiren de öyle.
Hedefteki mertti…
Yokluktaki kurşunda öyle.

 

 
 

1996

Sadi Atay

 

 

 
Yorum Gönder