9 Mayıs 2013 Perşembe

KAVAK




KAVAK


Bilirim;
Bir kavağım sence.
Hem de işe yaramaz bir kavak…
Upuzun
Ve yusyuvarlak.
Ama bildiğim bir şey daha var ki;
İşe yararım günü gelince…
O gün değil çok uzak.

İşte gelince o gün,
Keserler de beni
Yıkılırım boylu boyunca.
Ama
Ne canım yanar balta darbelerinden,
Ne de üzülürüm yıkıldığıma.
Küçücük de olsa…
Bir ah çekersem,
Namerdim.
Üzülmek şöyle dursun,
Sevinirim.

İşte gelince o gün,
Önce lime lime doğrarlar,
Sonra kıyarlar kıymık kıymık…
Kibrit yaparlar beni.
O işe yaramaz koskoca benden,
Sayamayacağın kadar çok…
İşe yarar benler çıkar.
Sonra doluşurum kutulara,
Kırkar kırkar.
Dağılırım evlere kutu kutu…
Kutuların içinde mutluluklar.

Kibrit olurum,
Işığı mayalarım,
Bir köşede unutulmuş köylerdeki,
Karanlık evlerin
Gaz lambalarına.
Ders çalışır o ışıkta…
Gözleri uykulu,
Elleri nasırlı çocuklar.

Kibrit olurum,
Isıyı mayalarım,
Pencereleri camsız,
Kapısı hasır evlerin,
Teneke sobalarına.
Isınır o sobalarda,
Parkası yırtık…
Ayakları çorapsız çocuklar.
Ve bir tencere vardır o sobanın üstünde,
O tencerenin içinde…
Kaynar umutlar.

Kibrit olurum;
Işığı mayalarım…
Kibrit olurum;
Isıyı mayalarım.
Mutlu olsun diye insanlar,
Yanarım.

Bilirim;
Bir kavağım sence.
Hem de işe yaramaz bir kavak…
Upuzun
Ve yusyuvarlak.
Ama bildiğim bir şey daha var ki;
Kibrit olurum günü gelince…
Sen o zaman benim keyfime bak.





05.02.1997
Sadi Atay


Yorum Gönder