27 Şubat 2018 Salı

İSTANBUL YEDİ MEME

İSTANBUL YEDİ MEME

Önce göz nuru sordu seni,
“Üç mürebbiyenin üzerine titrediğidir.” Dedim.
“O üç mürebbiyeye de gözde.”

Daha şefkat sormadan da
Ben söyledim;
“İstanbul: Yedi memenin emzirdiği
Işıl yüzlü, gürbüz bebe.”

Gözümün içine baktı aşk,
Anladım…
Aşkın kulağına fısıldadım;
“O yetmiş iki karasevdalıya
Uykuyu haram eden taze.”

Ve boşunadır bundan böyle,
Sırtlan çehreli şımarık sırıtmalarıyla,
Bana sormaları korkunun…
Seni gördüm ya artık;
Korkunun sorularından korkmuyorum.
Seni gördüm ya artık;
Susmuyorum.
Çünkü anladım;
“Senin gönlünü vermediğin
Sana eremeyecek.
Seni hak etmeyen,
Seni fethedemeyecek.”

İstanbul!
Ey kutlu belde!
Senin türkuazına fırçasını bandırmayan ressam,
Ressamım demesin.
İstanbul!
Ey efsunlu şehir!
Senin zümrüdünü ciğerine doldurmayan şair,
Şiir söylemesin.

Sen: Medeniyetleri kollarında büyüten,
Anam yürekli mağrur ece.
Sen: Tam da “İşte çözdüm” Derken,
Daha da karmaşan bilmece.

Sen, sen, sen…
Hep sen.
N’olur söyletmesen…
Sen söylesen.

25.07.2010
Sadi Atay
Yorum Gönder